YETENEK AVCILARININ DİKKATİNE! | Ses MagazinSes Magazin

22 Ekim 2020 - 04:12

YETENEK AVCILARININ DİKKATİNE!

YETENEK AVCILARININ DİKKATİNE!
Son Güncelleme :

24 Ocak 2017 - 20:23


FARKLI… ÇİLLİ… ÇEKİCİ…


Büşra Karaçam kimdir?

1989 İstanbul doğumluyum. Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum. Mesleğim gereği çeşitli kurumsal firmalarda çalıştım. İş hayatımdaki çıtayı yükselttiğimde bile aklımda hep oyunculuk vardı. Oyunculuk isteği daha ağır bastığı için Ekol Drama Sanat Evi’nde çok sevdiğim hocam Derya Alabora’dan kamera önü oyunculuk eğitimi aldım. Ardından oyunculuk kariyerime renk katmak, geliştirmek için tiyatro yapmaya karar verdim. Çeşitli halk eğitim merkezlerinden tiyatro ve yaratıcı drama eğitimi aldım ve zamanla eğitim vermeye başladım. İlk oyunumu Anatolia Sanat Tiyatrosu ekibi ile oynadım. Daha sonra kendi yazdığım oyunları sahnelemeye başladım. Kamera önü olarak birçok dizide bölüm ve karakter oyunculuğu yaptım. Son olarak da Sinsiran isimli gerilim sinema filminde Songül karakterini oynadım.

En büyük hayaliniz nedir?

Yeşilçam film karakterleri arasında en sevdiğim Tarık Akan ve Gülşen Bubikoğlu ikilisi. Bu ikisinin arasındaki uyum muazzam. Ben de böyle uyum yakalayabileceğim bir partnerle eğlenceli bir aşk filminde oynamayı çok isterim. Bunun dışında gülmeyi çok sevdiğim için komediyi de kendime çok yakın hissediyorum. Psikolojik film içerisinde şizofren bir karaktere can vermeyi isterdim.

2017 yılından beklentileriniz nelerdir?
Projelerinizden bahseder misiniz?

Sinsiran’ın vizyona girmesini bekliyoruz. Bunun dışında beklediğim bir film projesi daha var. Ayrıca kitap yazıyorum. Bir şiir kitabı ve bir roman. Gelecek aylarda yazdığım kitapların okuyucuyla buluşmasını ve yazdıklarımın okuyanın kalbine değmesini bekliyorum.

Sinsiran filminin oyuncu kadrosuna baktığımızda sizin farklı bir yüz ve farklı bir çekicilikte olduğunuzu görüyoruz. Bu farklılığı Songül karakteriyle bağdaştırabilir miyiz?

Açıkçası Songül karakterinin filmdeki yeri fazla değil. Zaten Songül, şirkete yeni gelmiş bir asistan. Bence farklılığı bağdaştırabiliriz. Çünkü diğer ana karakterdeki oyuncu arkadaşlarım birbirlerini anımsatıyorlar.
“Kadın dediğin işveli, cilveli olur. Zaten benim ruhumda var. Ama öyle herkese belli etmem”

Oyunculuğu tercih etmenizin sebebi nedir?

Ben kendimi hep biraz deli, biraz derin olarak tanımlarım. Yani farklı ruhlara ve farklı kimliklere bürünmek benim doğamda var zaten. Ayrıca zıt karakterleri oyunculukta yaşatabiliyoruz. Mesela bazen duygusal bazen neşeli bazen agresif gibi…

Ses sanatçılığını düşündünüz mü? Sesinizin müziğe yatkın olduğunu düşünüyor musunuz?

Bir dönem keman çalıyordum ve keman hocam sesimi çok beğenirdi. “Naif ve etkileyici bir tınıya sahipsin” derdi. Müziksiz bir hayat düşünemiyorum zaten. Ama profesyonel olarak ses sanatçılığı düşünmedim. Ama eğer bir gün şarkı söyleyeceksem, kesinlikle bana özgün bir tarzı olacaktır. Özellikle rock grupları, etnik müzik, klasik ve caz müziğe ilgim yoğun. Bu tarz gruplarla şarkı söylemeyi isterim tabi.

Oyunculuk dışında neler yapıyorsunuz?

Dans ediyorum. Bazen hobi olarak, amatörce keman çalıyorum. Bol bol kitap okurum. Tam bir doğa aşığıyım doğa gezileri yaparım. Doğadan ve insanlardan esinlenir ve bir şeyler yazarım.

Dişi bir kadın olduğunuz kadar, bıcır bıcırsınız da… Bu iki özelliği nasıl bir arada tutuyorsunuz?

Sanırım pozitif enerjiye sahip olduğum için. Bir de kendimi çok seviyorum bıcır bıcırlık sanırım oradan geliyor. Dişi bir kadınım da evet ama bu yerine ve kişisine göre değişir tabi.

Yer aldığınız Sinsiran filmi hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?

Yapımcılığını Murat Yıldız ve Ayhan Akdin’in yapmış olduğu, yönetmen koltuğunda ise Samet Çakırtaş’ın yer aldığı, senaryo kısmında Abdülkadir Ortayol’un ve oyuncu kadrosunda da bulunan Akın Ayvaz’ın yer aldığı projede Songül karakterini oynadım. Klasik cinli, perili bir film değil. Alışılmışın biraz dışında bir film. Ekibin bir arada ilk projesi olduğu için biz de merakla bekliyoruz. Vizyon tarihi henüz net değil ancak, nisan, mayıs gibi yayınlanması düşünülüyor.

Cilveli bir kadın mısınız yoksa düz mü?

Kadın dediğin işveli, cilveli olur. Zaten benim ruhumda var. Ama öyle herkese belli etmem. Karşımdakine göre değişir.
“Bir erkeğin kadını seviş tarzı, ilgisi ve sahiplenmesi hoşuma gider”

Bir erkekte aradığınız özellikler nelerdir?

Görsellik tek başına bir şey ifade etmiyor benim için. Bir erkeğin kadını seviş tarzı, ilgisi ve sahiplenmesi de hoşuma gider benim. Kadına kadınlığını hissettirebilmeli bir erkek. Ten uyumuna inanırım, enerjisi olumlu geliyorsa, zaten o uyum otomotikmen oluyor. Samimiyet ve güven önemli. Sevgilim olan biri aynı zamanda arkadaşım da olabilmeli. Eğlenceli ve deli dolu olması hoşuma gider. Birlikte gülebilmeliyiz. Sanata ilgi duyması da beni cezbeder.

Yüzünüzün farklı bir çekiciliği var. Bunu söyleyen oldu mu hiç?

En çok duyduğum şey diyebilirim. Çevremde olan olmayan, hiç tanımadığım biri bile bunu söyleyebiliyor. Klasik Türk tipi değil, ama tam Avrupai de değil derler. İkisinin karışımı gibi bir şey sanırım.

Normalde insanlar çillerinden hep şikayet eder ama sizde ayrı bir çekicilik katmış. çillerinizle barışık mısınız?

Ben çocukken, çilli kadınlara “Çilli Bom Bom” derlerdi. Şimdi ise Çekici kadın diyorlar… Ama ben çocukken de şimdi de çillerimi hep sevdim. Natürellikten yanayım.

Yaşınızı hiç göstermiyorsunuz. Bu oyunculukta bir avantaj mıdır?

Genel olarak avantaj olarak görüyorum.
28 yaşımdayım. Ama genç bir öğrenciyi de oynayabilirim genç anneyi de…

İleride bir işletme açacak olsaydınız, nasıl bir yer olmasını isterdiniz?

Bu aralar özellikle çok düşünüyorum bu soruyu. Ben otantik bir kafe açmayı çok isterdim. İçerisinde sahne olsun, tiyatro yapılsın, dans edilsin, enstrüman çalınsın… Bir bölümü de kütüphane köşesi olsun. Kitap okurken çayını, kahvesini, nargilesini içsinler.

Hayalinizdeki ev nasıl?

Ben Ege aşığı bir insanım. Özellikle Muğla… Rezidans tarzı evleri sevmem. Benim ruhumu daraltır. Çünkü çok resmi, devlet dairesi gibi geliyor bana. Benim evimin bahçesinde havuz olmasa da olur. Ama denizi görüyorsa ya da denize yakınsa, o ev candır benim için.
Evimin bir köşesi kütüphane köşesi olmalı. Bir köşesiyse alkol köşesi olmalı. Bu arada alkol çok tüketmem. Ayda bir tüketirim ama yeni şeyler denemeyi seviyorum. Mesela kendim yapmalıyım alkolü… Yeni tatlar eklemeliyim örneğin. Bahçesi olursa da organik besleniriz, fena olmaz. Bir köşesi de geri dönüşüm bölümü olsun ki insanlara faydamı olsun isterim.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.