MANEVİYATI OLMAYANIN ADAPSIZLIĞININ SINIRI YOKTUR ! | Ses MagazinSes Magazin

23 Ekim 2020 - 13:35

MANEVİYATI OLMAYANIN ADAPSIZLIĞININ SINIRI YOKTUR !

MANEVİYATI OLMAYANIN ADAPSIZLIĞININ SINIRI YOKTUR !
Son Güncelleme :

12 Ağustos 2016 - 13:06

-Kadın ve erkeklerde tahammül edemediğiniz noktalar neler?

 

Kadınlarda kendi değerlerini hiçe sayan davranışlara tahammülüm yok. Örnek olarak; konuşurken, kendilerini ifade ederken genelde çok bilgili olsalar dahi, o bilgileri yansıtmayan kelimelerle kendilerini anlatmaları yani çok sığ cümleler kurmaları. Çok sıradan diyebilirsiniz buna ama o sığ cümleler onların hayatlarının ne kadar sığ olduğunun bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Bunun dışında en bariz olarak tahammül edemediğim durumlar ise; günlük hayat içinde abartılı frapan dekolte tercih eden ve argo konuşan kadınlar…

 

-Peki ya erkekler…?

 

Oynak erkeklerden hoşlanmıyorum. Oynak derken görüntüde düzgün, iyi, maneviyatı yüksek bir tablo çizip arka planda çöp olan erkeklere tahammülüm yok.

 

-‘’Çöp’’ diye adlandırdıklarınızı nasıl ayırıyorsunuz?

 

Çöp dediklerim genelde evli ya da hayatlarında ilişkisi olan, düzgün profil çizip, arkalarında mutlaka yığınla dolaplar çevirdiklerini görüyorsunuz. Zaten bu adapsız erkekleri ve hikayeleri ikinci kitapta okuyucularla paylaşacağım.

 

 

-Siz ne kadar adaplısınız ki adapsızlığı eleştiren bir kitap yazma yetkisini kendinizde gördünüz?

 

Ben elimden geldiğince adaplı davranmaya çalışıyorum ama tabi ki hepimizin hayatında göreceli ve seviyesi kendi içinde değişen adapsızlıklarımız oluyor. Ben de de var ama bu önce bana ve sonra çevremde ki insanlara zarar vermeyen türden eksikler ya da yanlışlar. Benim bahsettiğim, tahammül edemediğim ve kendimi yetkin gördüğüm durumlar toplumu ilgilendiren adapsızlıklar. Bunlar da göreceli değil, tek. O yüzden bunları söylemekle yükümlüyüm çünkü doğru tektir. Ben söylemezsem, diğeri söylemezse ne olacak? Zaten her türlü adapsızlığı kabul görmüş bir toplumda yaşıyoruz.

 

 

 

PARA İNSANI ADAPSIZLAŞTIRIR

-Kitapta kadınların bedenlerini kullandırdıklarını ve bunun travmasını yaşadıklarını görüyoruz. Sizce kadınları buna hangi koşullar sürüklüyor?

 

Kadınları öncelikli olarak geçmişte yaşadıkları korkular sürüklüyor. Hangi korkular? Mesela çok iyi koşullarda yaşayamayacağının, çok para kazanamayacağının garantisini artık biliyordur. Ama bir kere onun seviyesini aşacak, çok iyi bir durumun içinde bulunmuştur. Mesela alamayacağı marka bir şeyi giymiştir, onun tadına varmıştır. Burada şu korku devreye giriyor; ben bir daha bu durumun içinde olamayacağım, bunu giyinemeyeceğim, böyle bir hayatın içinde olamayacağım… Bu korkuları bastırabilmek adına kadınlar türlü adapsızlıkların içine giriyorlar, bedenlerini teşhir edip, kullandırtıyorlar ve kendilerinde bunu normal sayıyorlar.

 

-Bu durumlarda bir tek kadınların mı suçu var?

 

Tabi ki bu adapsızlıkların ana karakteri de erkekler. Kadın tek başına bu adapsızlıkların içine girmiyor. Erkek kullanıyor, kadın kullandırıyor. Karşılıklı bir ticaret söz konusu.

 

 

-Günümüz kadınını iş hayatı, mevki ya da para mı yozlaştırdı?

 

Günümüz kadınını yozlaştıran erkekler… Çünkü en yozlaştırmayan, en adaplı gördüğünüz, en maneviyatı yüksek erkekler bile o kadınlara yanlış örnek olarak ve yanlış yönlendirerek bunu da matah bir şey zannederek bunu yapıyorlar.

 

İRADESİ ZAYIF İNSAN HER TÜRLÜ ADAPSIZLIĞIN İÇİNE ŞUURSUZCA GİREBİLİR

 

-Kaç adaplı kadın tanıdınız? Türk kadınını bu döngünün içinde nereye yerleştirirsiniz?

 

Çok fazla adaplı kadın var, çok fazla adaplı, hayalı erkek de var ama orantıya vurduğunuz zaman gün geçtikçe çığrından çıkmış vaziyette artan bir adapsızlık var. Adaplı olanlar az kalmaya ve kendi içlerine kapanmaya başladı. Kozmopolit hayatın içinde gördüğümüz modern görünümlü ve gerçekten adaplı yaşayan çok insanımız var ama diğer adapsızların sayısı arttıkça onlar görünmez olmaya başladı. Adapsızların ve tüm adapsızlığın azalması bizlerin elinde. O yüzden sayıyı biraz azaltmak lazım.

 

-Peki neden bu kadar iradesi zayıf bir toplumuz? Kadın ve erkek neden kendilerini bu kadar kontrol edemiyorlar?

 

Çünkü gün geçtikçe maneviyattan uzaklaşıyoruz. Bir insanın sığındığı bir şey yoksa eğer, kendisine olan saygısını çok kolaylıkla teşhir edip, yok sayabilir. Bende çok kolay şuursuzca her türlü adapsızlığı yapabilirim. Ama ben bu dünyaya niye geldiğimi, görevimi ve sonrasını çok iyi biliyorum. Bu yüzden seçimlerim, irademi kontrollü bir şekilde hayatımın içine almamı sağlıyor.

 

 

-Medyanın içinden biri olarak, mesleğiniz bu adapsızlıklara ne kattı, neler aldı?

 

Medya dünyanın her yerinde en güzel algı operasyonunu insanlara kanalize eden, etkileyen ve bir anda hayatlarının içine yerleştiren en önemli etkenlerden bir tanesidir. Kadınları adapsızlığa iten o algı zaten kadınlara sinema filmleriyle, dizilerle, reklamlarla, sokağa çıktığınızda gördüğünüz billboardlarla yerleştirildi ve yavaş yavaş normalleştirilmeye başlandı. Bu medya ile yapıldı ve ben bu medyanın içinde bir malzemeyim ve zaman zaman bu ortamların içinde oldum.

 

-Peki siz neden medyanın bu kadar etkili olduğunu söyleyip aynı zamanda medyanın içinde bu durumu destekleyen bir figür olarak çalışıyorsunuz?

 

Ben mesleğimi yapıyorum, bu işin eğitimini aldım ve okudum. Bu mesleği yaparkende elimden geldiğince bu adapsızlıklara karşı durmaya çalışıyorum zaten. Kitap da bunlardan bir tanesi.

 

-Adapsızlığa hayatınızda bilinçli olarak ne kadar izin veriyorsunuz?

Kendi hayatımda tahammül edemediğim, aslında kişiliğime çok ters olan bir ortam ve söylemin içinde -MIŞ gibi davranarak yer alabiliyorum. İşte bu kendime yaptığım en büyük adapsızlık.

 

-Adapsız kadınlar, Hayasız Erkekler için yolculuk nasıl başladı? Çıkış noktanız nedir?

 

En çok etkili olan şey aslında en yakınımda bu durumları yaşayan bir kişi. Onun hayatı ve o hayatı tüm yanlışlarıyla, hasarlarıyla görmem beni tetikledi. Öncesinde de insanı insan yapan adab-ı muaşeret fazlasıyla ilgimi çekerdi. Ama o kadar yakınımda tanık olmam çok etken oldu.

 

-O kişiyi öğrenme şansımız var mı?

 

Kişinin ismini söyleyemem. Kitaptaki bütün hikayeler meslekleri ve isimleri değiştirilerek yazıldı ama meslek hayatımdan, sektörden…

 

-Irmak, Damla, Sibel ve daha bir çok karakter… Bu hikayeleri nasıl seçtiniz ve neler etken oldu?

 

Kendi hayatımın içindeki iki, üç tane gözlemlediğim kadın örnekler beni genelde aynı profildeki ve duygu travmasındaki kadınların hikayesini yazmaya itti.

 

 

-Çağımızın kadın ve erkeklerinde üç  problemi değiştirme şansınız olsaydı neleri değiştirirdiniz? Neden?

 

Kadınları küfür ve argo konuşma şeklinden tamamen çıkarır onun yerine yaradılış şekilerine daha uygun, naif bir üslubun içine sokabilmek isterdim. Bedenlerini para, pul, şöhret, kariyer için kullandıran ve sonrasında gelecek hayatlarında ciddi travmalar ve yaralarla yaşayan kadınların hayatlarına dokunuş yapıp bunu değiştirebilmek isterdim. Üçüncü olarak da çok basit gelebilir size ama giyim kuşam bilmeyen adapsız kadınların kıyafetlerini değiştirmek isterdim.

 

 

-Kitaptaki hikayeler senaryolaştırmaya oldukça uygun. Dizi, film çekileceği söylense nasıl yaklaşırsınız?

 

Çok sıcak bakarım. Zaten bununla ilgili bir kaç öneri ve fikir almak adına görüştüğüm senaristler var. Çünkü düşünsenize medyayla yapılan o algının tam tersini, yani gerçeği insanların yüzüne vurduğunuz bir sinema filmi ya da dizi… Şimdiye kadar Türkiye’de hiç konuşulmamış bir alan. Çünkü kimse adapsızım demiyor, herkes çok adaplı görüyor kendini. Oysa ki çoğumuz adapsısız.

 

 

-Kitaptan yola çıkarak günümüz ilişkilerine korku ve adapsızlık hakim diyebiliriz. Bunun başlıca sebebi sizce nedir ve nasıl önüne geçilebilir?

 

Korkunun ve adapsızlığın temel nedenlerinden bir tanesi; para. Mesela erkeklerin hayasızlığının, utanmazlığının temeline baktığınız zaman bunu en çok yapan erkeklerin yüzde doksan dokuzu çok paralı ama paranın sonradan hayatlarına girmiş olduğunu görüyoruz. Yaş hiç önemli değil… Para erkekleri hayasızlaştırıyor, kadını da adapsızlaştırıyor maalesef.

 

 

-Bir kadın yazar olarak kadın erkek ilişkilerini anlatıyorsunuz. Hemcinslerinize ne tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

 

Kendi değerlerini bilsinler, değerlerini aşağı çekmesinler. Ne olduklarını bilsinler. İçecekleri bir fincan kahve ve ya bir marka çanta için kişiliklerinden ödün verip bedenlerini teşhir edip, satmasınlar.

 

-Erkeklere bir cümle ile kadınları anlatacak olsanız ne söylerdiniz?

 

Hayatlarında hesabı verilmesi en zor varlıklar, o yüzden çok dikkat etmeleri gerekiyor.

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.